|
HOCANIN ÖLÇÜSÜ |
|
Nasreddin Hoca vaaz vermek istediği salona girmiş.Salon, ön sırada
oturan seyis dışıda boşmuş.Konuşup konuşmama konusunda düşünen hoca
sonunda seyise sormuş:
-Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa
konusmamalımıyım? Seyis cevap vermis:
-Hoca ben basit bir insanim, bu konulardan anlamam.Fakat ahıra
gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim,
yine de onu beslerdim.
Bu sözlere hak veren Nasreddin Hoca vaaza başlamış iki saatin
üzerinde konuşmuş durmuş.Dua da ettikten sonra kendini mutlu
hissetmiş ve dinleyicisinin de vaazın çok iyi olduğunu onaylanmasını
isteyerek sormuş:
-Vaazımı nasıl buldun? Seyis cevap vermiş:
-Sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek
anlamadığımı söylemiştim.Gene de eğer ahıra gelip biri dışında tüm
atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim dedim ama elimdeki tüm
yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım.
|
|
KARINCALAR |
|
Bir gün istanbula seyehat amaçlı gelen bir alman otelin birine gider
ve boş oda varmı der otelin resepsiyonuda var ama biraz sorunlu bir
oda tek var isterseniz onu size kiralayabiliriz diyo adam da tamam
diyo ve odasına çıkıyo adam içeri girince bide ne görsün odayı
karıncalar basmış odayı adam korkudan kendini camdan aşağı atıyo,öbür
günde bir ingiliz gelip aynı şekilde odayı tutmaya kalkıyo ve
resepsiyonda aynı şekilde ingilize de odanın sorunlu olduğunu
söylüyo ve ingilizde kalmayı kabul ediyo ve o da aynı şekilde odaya
çıkıyo ve o da karıncaları görünce korkudan kendini camdan aşağı
atıyo ve öbürgünde nasreddin hoca geliyo bir oda tutmaya otel
resepsiyonu nasreddin hocaya da aynı şekilde oda sorunlu diye
söylüyo ve nasreddin hoca da kabul ediyo kalmayı odada ve nasreddin
hoca odaya çıkıyo o gece bir sorun çıkmıyo ve resepsiyonda gercekten
şaşırıyo ve sabah nasreddin hoca otelden çıkarken odanın anahtarını
teslim ederken resepsiyon merakla soruyo ya dün gece karıncalı odada
nasıl kalabildiniz sizden önce iki kişi kalamadı diye nasreddin
hocada diyoki karıncalardan birini öldürdüm öbürleride cenazesine
gitti ve bende rahat rahat uyudum.
|
|
TİMUR'UN HEDİYESİ |
|
Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar.Köylü padişahı layıkıyla
ağırlar.
Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; "Köyünüze bir fil
hediyem olsun" der ve gider.Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı
talan eder.Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses
çıkaramaz.Hocaya:
-Hocam perişan olduk bizi kurtar.Biz bu file bişey yapsak padişah
kellemizi alır derler.Hoca:
-Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der.Köylüyü arkasına alır
huzura çıkar.Timur:
-Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar.Hoca:
-Padişahım bu filiniz derken bi bakar korkudan arkasında kimse
kalmamış herkes kaçmış.Padişah:
-Eeeee ne olmuş file? Hoca:
-Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık.Yalnız kalıyor
bir tane daha istiyoruz.
|
|
DÜNYA KAÇ METRE |
|
Arkadaşlarından biri Hocaya sorar:
-Hoca, Dünya kaç metre?
Tam o sırada bir cenaze geçiyormuş yanlarından. Hoca onu göstererek:
-Ona sor! Bak, ölçmüş biçmiş, gidiyor!..
|
|
SEN DÜŞTÜN |
|
Nasreddin Hocanın bir gün karısı ölmüş.Bir ay sonra kocası ölmüş dul
bir kadınla evlenmiş.Evlendiği kadın Hoca ya sürekli eski kocasını
anlatıyormuş.Yine bir gün yatakta kocasını anlatıyordu."İşte benim
kocam şöyle yapardı, böyle yapardı" diye.Hoca sinirlenmiş ve kadına
bir tekme atmış kadın yere düşmüş.Kadın sormuş:
-Aman hoca niye attın beni yataktan? Hocanında cevabı hazır:
-Eeee yatakta bi sen yatıyosun bi ben bide eski kocan.Üçümüz
sığamadık sende düştün.
|
|
SECDEYE VARIRSA |
|
Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet
edilmişler. Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf
atmış :
-Evin tahtaları ses veriyor!
Adam ukala ya :
-Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!
Hoca laf altında kalır mı :
-Ya aşka gelip secdeye varırsa?
|
|
BALIK |
|
Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana girer.Bu sırada hana bir
başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek birşeyler
isterler.Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler
ve bunu paylaşmalarını önerir.Bunun üzerine Hoca:
-Ben balığın sadece başını yiyeceğim der.Hancı bunun nedenini
sorar.Hoca da:
-Balık başı zekayı artırır.Balık başı yiyen insan akıllı olur
der.Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve Hoca'ya :
-Balık başını niye sen yiyeceksin? Ben yemek istiyorum der.Hocada
itiraz etmez.Balığın koca gövdesini Hoca yer ve bir güzel karnını
doyurur.Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve Hoca'ya
seslenir:
-Sen koca gövdeyi yedin karnını doyurdun.Ben sadece kafayı yedim aç
kaldım der.Hoca da bunun üzerine şöyleder:
-Bak nasıl akıllandın!
|
|
MUM ATEŞİYLE PİŞEN YEMEK |
|
Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer Hoca
karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında
bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet
bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek. Kararlaştırılan
gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek
beklemiş. Sonra yanına gelenlere :
- Tamam demiş. İddiayı kazandım.
- Ne oldu ne yaptın demişler.
- Bekledim sabaha kadar demiş.
- Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı
kaybettin! Ziyafetimizi hazırla. Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet
vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuş. Güya yemek
pişirecek.
- Ne yapıyorsun? demişler. Kıs, kıs gülerek cevap vermiş :
- Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Uzaktaki bir
mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle
pişecek!...
|
|
NEZLEYİMDE... |
|
Timurlenk, Akşehir'de karargah kurulunca şehir halkı adına Nasrettin
Hoca ile eşraftan iki zat hatır sormaya gittiler. Kahveler içilip
sohbet edildikten sonra, Timur sormuş :
- Karargahımı nasıl buldunuz?
Beylerden biri cevap vermiş :
- Çok güzel ama fena bir koku var!
Timur fena halde kızmış, yanındakilere " Alın şu adamı, boynunu
vurun" demiş ve öteki beye dönmüş :
- Koku var mı?
Adam korkusundan :
- Ne münasebet efendimiz, misk-ü amber kokuyor, deyince Timur gene
kızmış :
- Neresi misk kokuyor dalkavuk herif! Alın şununda boynunu vurun!
Sonra aynı soruyu Hoca'ya sormuş. Hoca bakmış pabuç pahalı
yapıştırmış cevabını :
- Vallahi hükümdarım ne diyeyim, nezleyim burnum koku almıyor.
|
|
EŞEĞE YAZIK OLUR |
|
Nasreddin Hoca hayvanlarına ağır yükler yükleyip onlara eziyet eden
köylülerine iyi bir ders vermek istemiş. Bir gün eşeğine binerek köy
meydanında dolaşmaya başlamış. İşin garibi dolu bir çuvalı da
sırtına vurmuş, öyle geziyor. Şaşırıp sormuşlar :
- Yahu Hoca Efendi, hem eşeğin üzerindesin, hem çuvalı sırtında
taşıyorsun. Nasıl bir iş bu ?
Hoca cevabı yetiştirmiş hemen :
- Zavallı hayvan, demiş. Zaten gece gündüz demeden hizmet ediyor
bana. Sırtına bindiriyor, yüklerimi taşıyor, değirmeni çeviriyor. Bu
kadar hizmetlerinden sonra dolu çuvalı da ona yüklemek istemedim. Bu
yüzden ben vurdum sırtıma.
|
|
TAM İKİ ARŞIN |
|
Hoca bir gün Timur'un huzurundaymış. Aralarında tam iki arşın
uzaklık varmış. Timur sormuş birden :
- Söyle bakalım Hoca, eşekle senin aranda ne fark var?
Hoca lafı yapıştırmış :
- Tam iki arşın efendimiz..
|
|
AKLIN VARSA GÖLE KOŞ |
|
Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip
evine götürürken :
-Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı? diye düşünür ve şeytana
uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur.Aralarında
kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır.Eşekte bir korku, bir
telaş, huzursuzluktur başlar.Anıra anıra, çifte ata ata dört nala
koşmağa başlar.Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır :
-Aklın varsa göle koş!
|
|
TESBİH |
|
Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi kalmis,
Kaalubela'dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta
cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin yuregine bir korkudur dusmus ama,
ne desin? Nihayet bir soz arasinda:
"Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!"
diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak;
"Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan
tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis.
Hoca'nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
"Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de
secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!"
|
|
KIZ İSTEME |
|
Nasrettin Hoca'nın komşusu, oğlu Mahmut'a kız istemeye
gidecek.Düşünür taşınır, dünürcübaşı olarak Hoca'dan uygun kimse
gelmez aklına. "Sevilen, sayılan, ağzı iyi laf yapan Nasrettin
Hoca'ya da kızı vermezlerse kime verecekler?" der. Gider Hoca'ya
açar konuyu. Hoca da "Tamam" der. Neyse, bir akşam dünürcü kafilesi
Hoca'nın peşinde koyulurlar yola. Varırlar istenecek kızın evine.
Hoş, beş, kahve... derken gelir sıra asıl meseleye. Nasrettin Hoca
bir-iki öksürdükten sonra girer konuya:"Bizim komşunun oğlu Mahmut,
sizin kızı öpmek istiyor, onunla aynı yatakta yatmak istiyor, hatta
onunla her gece sevişmek istiyor. Ne dersiniz?" deyince odada buz
gibi bir hava eser. Komşusu " Hoca, Hoca! Sakalından utan! Bunlar
nasıl laf, kız böyle mi istenir?" deyince Nasrettin Hoca odayı terk
eder. İçeridekiler özür üstüne özür dilerler kızın babasından.Oğlan
tarafından biri, kız isteme işini üstlenir, başlar söze: "Allah'ın
emri, Peygamber'in kavli ile kızınız Ayşe'yi oğlumuz Mahmut'a
istiyoruz." Vermeye dünden razı olacak ki kızın babası "Allah
yazdıysa biz ne diyelim? Hayırlı olsun." deyip verir kızını.
İçeridekilerin konuşmalarını dışarıdan işiten Nasrettin Hoca, açık
olan oda penceresinden içeriye seslenir: " Yine benim dediğim oldu!
Yine benim dediğim olacak!"
|
|
İNŞALLAH BENİM HATUN |
|
Bir gece hoca karısı ile konuşurken şöyle demiş:
-Yarın hava yağmurlu olursa oduna, açık olursa tarlaya
gideceğim.Karısı çıkışmış:
-Efendi inşallah de! Hoca hiddetlenmiş:
-Niçin inşallah diyeyim hatun? İki işten biri mutlaka olacak, ya o,
ya bu!
Ertesi gün hava yağmurlu olduğu için ormana gitmek üzere sabahleyin
erkenden evden çıkmış, biraz gittikten sonra yolda bir sipahiye rast
gelmiş. Atın üzerindeki sipahi seslenmiş Hocaya:
-Bana bak baba! Filan köye nerden gidilir? Hoca da ilgisiz bir
tavırla cevap vermiş:
-Bilmem.Sipahi yoluna devam etmek isteyen Hocayı bırakmamış ve
kamçıyla birkaç defa şiddetle vurduktan sonra bağırmış:
-Seni gidi hain herif seni! Bilmezsin ha! Çabuk düş önüme! Sen beni
ta o köye kadar götüreceksin!.Hoca bu emri yerine getirmezse başına
neler geleceğini düşünerek sipahinin önüne düşmüş ve hayli uzakta
bulunan köye kadar götürmüş. Fakat vakitte bir hayli geç olduğu için
artık ormana gidememiş, doğruca evine gelmiş. Kapıyı çalınca karısı
içerden seslenmiş:
-Kim o ? Hoca da suçlu suçlu karşılık vermiş:
-İnşallah benim hatun, aç kapıyı!
|
|
BENİM YERİME SENİ GÖTÜRÜR |
|
Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış.
-Hanım en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır
yanıma gel otur.
-Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?
-İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür.
|
|
EŞEĞE TERS BİNMEK |
|
Nasreddin Hoca bir gün yabancı bir köyde misafir olur. Cuma günü
O'nu kürsüye çıkartırlar. Güzel bir vaaz verir. Herkez pek memnun
kalır. Camiden çıkınca Hoca'nın eşeğini getirirler. Köylülerin hepsi
ona hizmet etmek için adeta yarışırlar. Hoca eşeğine binerken biraz
düşünür. Sonra eşeğin üstüne ters oturur. Herkes hayret eder.
Köylülerden biri dayanamayıp sorar :
- Hocam der. Kusura bakma ama eşeğe niçin ters bindiğini
sorabilirmiyim?
Hoca tebesüm ederek cevap verir :
- Eğer düz binip önünüze geçseydim siz arkada kalacaktınız. Siz öne
geçseydiniz, bu defa ben arkada kalmış olacaktım. Böyle ters binince
size arkamı dönmemiş oluyorum. Sebebi bu...
|
|
KAVUK |
|
Bir gün Nasreddin hocaya bir mektup gelmiş.Mektup arapçaymış.Mektupu
ters çevirmiş düz çevirmiş okuyamamış.Yoldan geçen birine sormuş:
-Yahu şu mektubu okusana bana demiş.Adamda okuyamamış.3 kişiye daha
sormuş onlarda okuyamamış.Sonuncu kişi Hocaya şöyle demiş:
-Yaşından başından utan.Çok bilirim diye kavukla gezersin,sonrada
bir mektup bile okuyamazsın yuh sana! Hocada sinirlenmiş:
-Çok biliyosan al bu kavuğu tak kafana hoca ol sen oku bakalım!
demiş.
|
|
YAS TUTUYORLAR |
|
Hocanın tavuğu ölmüş. civcivlerin de başı boş kalmış. hoca
kaybolmalarından korkmuş. boyunlarına siyah bezler bağlamış. sonra
da içlerinden ip geçirip birbirlerine bağlamış. meraklı bir komşusu
sormuş: -hoca o civcivlerin boynundaki de nedir? komşusunun merakına
içerleyen hoca, cevabı yapıştırmış:- anneleri öldü de yas
tutuyorlar.
|
|
ALLAH'IN RAHMETİ |
|
Nasrettin hoca birgün camdan yağan yağmuru seyrediyormuş. Yağmurdan
kaçan bir adama gözü takılmış. Camı açmış adama bağırarak ;
- Neden Allah'ın rahmetinden kaçıyorsun demiş. Adam hocaya cevap
vermeden kaçışına devam etmiş.Ertesi gün adam camdan yağmuru
seyrederken Hoca dışarda yağmurdan kaçıyormuş. Bunu gören adam
Hocaya ;
- Hocam Allah'ın rahmetinden kaçılır mı? Neden kaçıyorsun?
Hoca cevap vermiş ;
- Allah'ın rahmetine basmamak için kaçıyorum.
|